|
||||||
|
|||||||
| Fıtık Fıtık Hastalığı hakkında tüm soru ve sorunlarınızı sorabileceğiniz bölüm |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|||
|
Sayın hocam bende mide fıtığı ve reflü sorunu var. İki seneden beri ilaçlar kullandım, diyet yaptım ama düzelemedim. Şimdi bana ameliyat denildi. Ancak, ameliyat sonrasında şikayetler devam edebiliyomuş, ne önerirsiniz? Saygılar
|
|
|||
|
Geçmiş olsun. İnsanlarda yemek borusu ile mide arasında midedeki gıdaların geri kaçmasını önleyen bir kapakçık bulunmaktadır. Çiğneme işlemi sırasında bu kapakçık açılarak gıdaların yemek borusundan mideye geçişine izin verir. Bu kapak aşırı kilo alma, alkol, aşırı yağlı gıdalar vb. gibi etkenlerle zayıflamakta ve kapanma kusuru gelişmektedir. Bu durumda gıdaların sindirimi için mideden salınan gıdalar ve asit, yemek borusuna doğru geri tepmekte ve reflü hastalığına yol açmaktadır. Bu durum zaman içinde yemek borusundaki normal hücrelerin şekil değiştirip kötü huylu, yani tümör hücresi şekline dönüşmesine neden olabilir. Mide fıtığı veya reflü hastalığı nüfusun yaklaşık % 30-40’ında yakınında görülür. Toplumun yaklaşık % 10’unun asit giderici mide ilacı kullandığı bilinmektedir. Reflü hastalığı, çoğunlukla kendini aşırı geğirme, sırt ağrısı, hazımsızlık, ağza acı ve ekşi sular gelmesi, ağza kötü kokular gelmesi, boğazda yanma hissi gibi belirtilerle kendini gösterir. Bazı hastalarda; astım, kronik sinüzit, ses kısıklığı kusma, geceleri boğulma hissi ve aşırı salya gelmesi gibi belirtiler de verebilir. Mide asidinin yemek borusuna geri tepmesi ile bu hastalarda çoğunlukla boğaz ağrısı yakınması oluşturabilir ve “kronik farenjit” ön tanısı ile Kulak Burun Boğaz Hastalıkları hekimlerine, göğüs ağrısı, çarpıntı vb. yakınmalar ile Kardioloji, Dahiliye ve Göğüs Hastalıkları uzmanlarına başvurdukları gözlenmekte ve bu nedenle farklı tedaviler görebilmektedirler. Mide fıtığı iç organları ilgilendiren bir sorun olduğundan göbek, kasık, uyluk fıtıkları gibi gözle görülemez.
Mide fıtığı tanısı sıklıkla endoskopi denilen özel bir maddeden yapılmış ışıklı bir alet (hortum şeklinde) yardımı ile bu bölgelerin incelenmesi veya ilaçlı bir madde verilerek yemek borusu, mide ve oniki parmak bağırsağının röntgenin çekilmesi ile konulur. Bu tetkikler yapılmadan hastaya ilaç verilmesi, tanının gecikmesine ve böylelikle hastanın uygun tedaviye geç başlamasına neden olmaktadır. Kalp rahatsızlıkları, karaciğer ve safra kesesi hastalıkları da aynı yakınmaları yapabilmektedir. Mide fıtığının tedavisi öncelikle çeşitli ilaçlarla yapılmakta ve bu sayede mide asidinin yarattığı tahribat önlenmeye çalışılmaktadır. Uzun yıllar tedavi görmemiş hastalarda hücrelerde bazı değişikliklerin olması veya hastanın endoskopi veya röntgen ile belirlenmiş büyük bir fıtığın olması veya ilaç tedavisine cevap alınamaması gibi durumlarda, hastalara ameliyat önerilmektedir. Son yıllarda bu ameliyat laparoskopik yöntemle (halk arasında kansız ameliyat denilen ve bir teleskop ve çeşitli aletler yardımı ile hastanın karnını kesmeden fıtığı onarma işlemi) yapılmaktadır. Uygun teknikle yapılan cerrahi girişim sonrasında hastaların şikayetlerinin tama yakın oranda ortadan kalktığı görülmektedir. Gastroözofageal reflü hastalığı toplumda % 30-40 oranında görülmesine rağmen, bu hastaların ancak % 30’u ömür boyu ilaç içmek zorunda kalır. Sürekli ilaç kullanmanın yan etkileri ve maliyet problemleri düşünüldüğünde, bu hasta grubunda kalıcı tedavi sağlayan laparoskopik reflü cerrahisi tek alternatif olarak kabul görmektedir. Günümüzde laparoskopik ve robotik cerrahi ile başarı oranı % 90’ın üzerindedir. Yemek borusunun hücreleri yoğun safra teması sonrasında Barrett hücreleri adı verilen hücrelere dönüşürler. Barrett hücrelerinde kanser öncesi evre olan displazi gelişebilir. Reflü hastalarının sadece % 10’unda Barrett özofagus’u denilen tablo görülür ve bu hastalarında ortalama % 5’inde displazi denilen kanser öncesi değişim gözlenir. Rudolph Nissen funduplikasyon ameliyatını ilk olarak 1955 yılında gerçekleştirmiştir. Nissen daha sonra ülkemizde de bir dönem görev yaparak tekniğin ülkemizde gelişmesine olanak sağlamıştır. Tekniğin esası, midenin fundus adı verilen giriş kısmındaki cep yapan bir bölümünün midenin bağlarının serbestleştirilmesini takiben yemek borusunun alt ucunun ekseni etrafında 360o çevrilerek yemek borusu alt ucuna adeta bir doğal halka veya bilezik takmaktır. 1980’lerin sonlarında, safra kesesi ameliyatlarında laparoskopinin kullanımı yaygınlaşmış ve zaman içinde laparoskopi, diğer birçok hastaıkta olduğu gibi, reflü hastalığının cerrahi tedavisinde standart ameliyat yöntemi haline gelmiştir. Funduplikasyon konusunda Dor, Toupet vb. farklı birçok yöntem olmasına rağmen dünya çapında standart tedavi haline gelen tek onarım yöntemi Nissen funduplikasyondur. Laparoskopik mide fıtığı veya reflü ameliyatı sonrasında göğüste yanma hissi % 90 oranında kaybolur. Astım ve kronik öksürük benzeri solunum sorunları, yine reflü ameliyatı sonrasında % 85 oranında kaybolur. Mide boşalması hastaların önemli bölümünde reflü ameliyatı sonrasında hızlanır, ancak hastaların yaklaşık % 15’inin mide boşalmasının reflü cerrahisinden olumsuz etkilenebildiği bilinmektedir. Laparoskopik Nissen ameliyatı ile uzun dönemde başarı oranı % 90 civarındadır. Reflü cerrahisinin Barret özofagus’u sorununda etkili olduğu ve asit ile safra reflüsünü önleyen tek yöntem olduğu bilinmektedir. Geniş serilerde, laparoskopik mide fıtığı veya reflü ameliyatı sonrasında, hastaların büyük bölümünün yakınmalarının kaybolduğu görülmektedir. -Bazı hastalarda geçici olarak yutma güçlüğü sorunu olabilir, bu durum sıklıkla bir ile üç ay arasında kaybolur. Bu hastaların bazılarında endoskop yardımı ile yemek borusunu genişletmek (özofagus dilatasyonu) ve çok ender olarakta tekrar ameliyat gerekebilir. -Bazı hastalarda geğirme ve kusma yeteneği kısıtlanabilir, bu durum zamanla düzelir. Bu durum midenin yemek borusu etrafına çok sıkı bir şekilde sarılırması durumunda olabilir. -Bazı hastalarda katı gıda alımı sonrasında kramp tarzında ağrılar oluşabilir, bu nedenle ameliyat sonrasında sıklıkla birkaç hafta için sıvı diyet tercih edilir. -Ameliyat sonrasında bağırsak hareketlerinde yavaşlama olabilir ve bu da aşırı gaz birikmesi, geğirme ve şişkinlik hissi oluşturur ve genellikle birkaç hafta içinde düzelir. Bu tür durumlarda, mide boşalmasını hızlandıran (prokinetik) ilaçlar kullanılır. Aylar içinde bu belirtilerin devam etmesi ve özellikle kusma komplikasyonun sebat etmesi ameliyat ile düzeltme gerektirebilir. Mide fıtığı veya reflü ameliyatının komplikasyonları: anesteziye bağlı sorunlar, kanama, yemek borusu, mide, dalak ve diğer iç organlarda yaralanmalar, yarada karın içinde veya kanda enfeksiyon görülmesi ve bağırsak düğümlenmesidir. Saygılarımla, Dr. Korhan Taviloğlu Genel Cerrahi Profesörü www.taviloglu.com www.genelcerrah.com www.drtaviloglu.tv www.barsakcerrahisi.com www.robotcerrahisi.com |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|